hallucinations

71 kişi kendisini tutuyor, 89 arkadaşı var.


17.10.1990 doğumlu, 17 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. frankie'nin çilleri olarak çalışıyor.
  • bloguna son yazdığı yazı: taşlar.

teodorakis rss kaynağı

adresi: http://qrunqe.sosyomat.com/blog
2 yorum var - 09 Haziran 2008 01:59 yazılmış
aferim2

mecnun

0 yorum var - 09 Haziran 2008 01:58 yazılmış
0 yorum var - 09 Haziran 2008 01:56 yazılmış
0 yorum var - 09 Haziran 2008 01:55 yazılmış
0 yorum var - 09 Haziran 2008 01:54 yazılmış
0 yorum var - 09 Haziran 2008 01:39 yazılmış
0 yorum var - 07 Haziran 2008 02:16 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 01:19 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 01:17 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 01:13 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 01:03 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 00:56 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 00:17 yazılmış
0 yorum var - 04 Haziran 2008 00:09 yazılmış
0 yorum var - 28 Mayıs 2008 15:01 yazılmış
0 yorum var - 28 Nisan 2008 13:53 yazılmış
0 yorum var - 26 Nisan 2008 10:20 yazılmış
0 yorum var - 26 Nisan 2008 10:18 yazılmış
2 yorum var - 24 Aralık 2007 20:12 yazılmış
0 yorum var - 24 Aralık 2007 20:08 yazılmış
2 yorum var - 24 Aralık 2007 20:06 yazılmış
aferim3

eroin

0 yorum var - 24 Aralık 2007 20:03 yazılmış
0 yorum var - 24 Aralık 2007 20:01 yazılmış
0 yorum var - 24 Aralık 2007 19:59 yazılmış
0 yorum var - 24 Aralık 2007 19:59 yazılmış
4 yorum var - 24 Aralık 2007 19:54 yazılmış
0 yorum var - 24 Aralık 2007 19:51 yazılmış
aferim3

alone

0 yorum var - 14 Aralık 2007 19:47 yazılmış
2 yorum var - 23 Kasım 2007 20:16 yazılmış
0 yorum var - 23 Kasım 2007 20:14 yazılmış
20 yorum var - 23 Kasım 2007 20:13 yazılmış
2 yorum var - 23 Kasım 2007 20:11 yazılmış
2 yorum var - 23 Kasım 2007 20:11 yazılmış
5 yorum var - 23 Kasım 2007 20:11 yazılmış

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Metal

    Metal

    2045 üyesi var. üyelik serbest.
  2. kedi sevenler

    kedi sevenler

    1745 üyesi var. üyelik serbest.
  3. YIGITOZGUR

    YIGITOZGUR

    1636 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. sanat

    sanat

    1499 üyesi var. üyelik serbest.
  5. 80s

    80s

    1446 üyesi var. üyelik serbest.
  6. psikolojiksorunlular

    psikolojiksorunlular

    1067 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. psikoloji

    psikoloji

    875 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. Güzel Sanatlar

    Güzel Sanatlar

    722 üyesi var. üyelik serbest.
  9. Okan Bayülgen

    Okan Bayülgen

    675 üyesi var. üyelik serbest.
  10. Rock And Roll

    Rock And Roll

    547 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

1 2 3

frankie'nin çilleri rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

hoppaa...

leafwrap   24 saat önce  

kabul etmiyorum ya zorla mı:) msjı sabah aldım walla..

qrunqe   12 saat önce  

bilmem kaldırdım.iyi olmamış mı?

Rattletrap   1 gün önce  

öyle daha iyiydi ya ahah:)

qrunqe   1 gün önce  

baymayalım :p :)

leafwrap   3 gün önce  

sen sussana ya..ben mi seni baydım acaba hıh..!ama bunu ödetirim... =))

qrunqe   3 gün önce  

çok bağarma tutarsam görürsün gününü :p :))

leafwrap   3 gün önce  

tuttunnnnnn....hıh...tutma demiştim, hain adam=)

qrunqe   3 gün önce  

bu kırmızılı foton benim favorim olsun...

Rattletrap   4 gün önce  

olsuun:)

qrunqe   3 gün önce  

Kuşumla fazla oynama sen !
Seni becereceğime,ayol,
Büyük İskender'i beceririm !
Hem sana şunu da söyleyeyim :
Nâzım için "Gurbette yazdığı şiirler
Kartpostal şiiri" diyen Ece'nin kendisi
Kart bir postal .....

Trans Nonain   4 gün önce  

:) sen bence can yücel aşkımı kullanıyosun benim.D.D

qrunqe   4 gün önce  

Trans Nonain   6 gün önce  

ulan war ya 10 numarasın ha:) helal sana..
can babaaaaaaaaaaa:):)

qrunqe   6 gün önce  

leafwrap   6 gün önce  

hauah sewdim ben bunu.sen profilime ilk fotoğraf ekleyensin :$

qrunqe   6 gün önce  

güle güle kullan.. :P

leafwrap   6 gün önce  

çok incesin öztürk.D

qrunqe   6 gün önce  

gece leylak ve tomurcuk kokuyor

geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
suramda bir kuş ötüyor.
haziranda ölmek zor....

qrunqe   24 Haziran 2008 15:56  

Sıcak bir ev özlemişim..
Sıcak bir yemek..
Sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler.....

Yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına üç haziran altmış üçü....

leafwrap   6 gün önce  

bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

qrunqe   6 gün önce  

eironeia rss kaynağı

theodorakis

kadiri mutlaksin sen,iki kol yarattin,
bir kafa uydurdun
her birimize, peki,
peki ama neden aci cekilmeden
sevisilmez, sevisilmez , sevisilmez ki...

qrunqe   25 Haziran 2008 16:21  

işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak

sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur

çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara

sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri

asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi

asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!

sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!»

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?

«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara

nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?

yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

qrunqe   24 Haziran 2008 15:57  

amerika her şeyimi verdim sana,
şimdi bir hiçim
17 ocak 1956 ve iki dolar yirmi-yedi sent.
kendi kafam bile destek değil bana.
insanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz amerika?
al şu atom bombanı kıçına sok.
kafam bozuk, amerika, bir de sen üstüme varma,
kafam yerine gelene dek şiir miir de yazmayacağım.
söyle bana amerika ne zaman melekleşeceksin sen?
ne zaman anadan doğma olacaksın
ne zaman bakacaksın mezarlıktan amerika?
ne zaman milyonlarca troçkistin’e yakışır olacaksın?
amerika, kitaplıkların niçin gözyaşı ile dolu?
amerika, hindistan'a yumurtaları ne zaman yollayacaksın?
amerika bu senin kılı kırk yarmalarından bıktım artık.
ne zaman süpermarket'e gidip, şu güzel gözlerim için
gerekenleri alabileceğim?

amerika, her şeyin bir yana, eksiksiz olan bir sen varsın
bir de ben, öbür dünya değil.
şu makinalarına da dayanasım kalmadı amerika, bil.
bende bir ermiş olma isteği uyandırdın.
bu tartışmayı çözmek için bir başka yol olmalı.
burroughs şimdi tanca'da, sanmıyorum ki geri dönsün
korkunç bir şey olurdu bu.

sen de korkunç musun amerika yoksa bir oyun mu bu?
saplantımdan döneceğimi sanıyorsan aldanıyorsun.
öyle üstüme varma amerika, ne yaptığımı biliyorum ben.
amerika, erikler çiçek döküyor.
aylardır gazete okuduğum yok, her gün
cinayetten birisi kodesi boyluyor.
amerika, wobblie'lere tutkunum ben.
küçükken komünisttim amerika, özür mözür de dilemiyorum
şimdi her fırsatta esrar çekiyorum.

günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum.
chinatown'a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye,
ama hiç kimselerle yatamıyorum.
bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum.
ah! sen beni marx okurken görmeliydin amerika.
ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor.
hiçbir şeyim yok gerçekten, tanrı' ya yakarma dahil.
mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız.
amerika, daha sana max amcam rusya'dan döndükten sonra
ona yaptıklarından söz açmadım.

sana sesleniyorum amerika.
heyecanlarının daha time eliyle yönetilmesine göz yumacak mısın?
ben time'a tutkunum amerika
her hafta bir tane alıp okuyorum
köşebaşındaki şekercinin yanından geçerken kapağı beni gözlüyor
onu berkeley halk kitaplığı'nın bodrum katında okuyorum.
sana hep sorumluluktan söz ediyor. iş adamları ciddi.
film yapımcıları ciddi. herkes ciddi, ben hariç.

zaman zaman amerika ben değil miyim diye düşündüğüm oluyor.
yeniden kendi kendimle konuşmaya başladım işte.
asya bana karşı ayaklanıyor amerika.
bir metelik talihim yok.
en iyisi ulusal kaynakları inceleyip, onlara dönmek.
ulusal kaynaklarım, biliyorum, iki parça esrar,
binlerce cinsiyet organı, saatde 1400 mil hızla giden
bir özel basılmaz edebiyat ve yirmibeşbin tımarhane.
cezaevlerinden ve beşbin güneş ışığı altında saksılarda
yaşayan fakir fukaradan sözetmiyorum.
fransa'daki kerhaneleri kaldırdım, şimdi sıra tanca'da.
katolik olmasına katoliğim ama gene de başkan olmak istiyorum.
amerika senin bu alık ve çılgın havanda nasıl kutsal bir yakarma yazabilirim?
dörtlüklerime henry ford gibi devam edeceğim,
yazdıklarım onun çıkardığı otomobiller kadar
kişisel, üstelik her biri değişik cinsiyetten.

amerika dörtlüklerimi peşin para 2500 dolardan satarım sana,
eski dörtlüklerimi de 500 eksiğine alırım.
amerika tom mooney'i serbest bırak.
amerika ispanyol *****huriyetçilerini kurtar.
america sacco ve vanzetti ölmemeli. amerika ben scottsboro çocuklarıyım.
amerika, yedi yaşımdayken anam hücre toplantılarında götürürdü beni,
orda bize leblebi satarlardı, bir karneye bir avuç
leblebi
beş sent ve söylev beleşti
herkes bir melekti orda amerika ve işçiler karşı iyi
duygularla doluydu herkes içtendi amerika ve
bilemezsin.

parti 1833'de nasıl iyiydi ve scott nearing ne hoş
bir ihtiyardı bloor ana bir seferinde nasıl da
ağlatmıştı
beni bir kez israel amter'i görmüştüm orda.
her biri birer casus olmalıydı onların.
amerika biliyorum gerçekten savaşmak istemiyorsun.
amerika onlar rus haydutları biliyorum.
ruslar onlar ruslar ve çinliler. ve ruslar. ve ruslar.
rusya bizi canlı canlı gövdeye indirmek istiyor.
lüpletmek istiyor. gücünde çılgına dönmüş moskof.
elimizden arabalarımızı ve garajlarımızı almak
istiyor.
chicago'yu ele geçirmek istiyor. onun kızıl reader digest'a ihtiyacı var.
bizim otomobil fabrikalarımızı sibirya'ya taşımak
istiyor.
benzin istasyonlarımızı o büyük iğrenç bürokrasi
yönetsin istiyor.
iyi bir şey değil bu.
o kızılderililere okuma yazma öğretmek istiyor.
onun güçlü kuvvetli zencilere ihtiyacı var.
bizi günde on-altı saat çalıştırmak istiyor.
imdat.
amerika bu iş ciddi.
amerika ben bunları televizyona bakarak çıkarıyorum.
amerika doğru mu bunlar ?
hemen çalışmaya başlasam iyi olacak, öyle görülüyor.
ama orduya yazılmak istemiyorum, ne de fabrikalarda tasviye tekerleği çevirmek,
miyobun biriyim, üstelik kafadan çatlak.
amerika dönsün çark. nasılı masılı yok. şu oğlan omuzlarımızla dönsün.

Allen Ginsberg

qrunqe   23 Haziran 2008 03:48  

uykularda seviyorum seni uyanıkken sevişmek yasak
gelgelelim gecelerim uykusuz
ne olurdu gece gündüz uyusak

şu dünyaya gelir gideriz
istekler içimizde kalır
mutlu değiliz gönlümüzce
neyleyim yeşeren çayırlardır

qrunqe   22 Haziran 2008 02:15  

  • OCAK: Bir kardan adam yapar seni / kutuptaki arkadaşım, / biraz güç de olsa havaya kaldırır / ve göğe atmayı becerir. // Güney kutbundan atılan adam / burada kar olarak düşer, / onun beynini gezen üzgünlük / benim burnumun ucuna düşer. (Ülkü Tamer: Aralık Ocak Şubat)
  • ŞUBAT: seni kim çizebilir şubat yolcusu / yalnız akşam olsun dağınık olsun / ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu / geceleyin dörtte bir ölüm korkusu / dörtte dört sabaha karşı yağmursun / seni kim çizebilir şubat yolcusu / bütün çizgileri bozuyorsun (Attila İlhan: şubat yolcusu)
  • MART: Kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için / Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift sarnıç gemisi gözlerin / Bir iş açacaksın sen başımıza, yangın mı olur artık bahar mı (Can Yücel: Baharın Azizliği)
  • NİSAN: Günler nisandan mayısa doğru gidiyor / Dumanlı dağların üstünde bir yeri / Bir yeri gözlüyorum / O kar adası gittikçe eriyip bitiyor // Ah oralarda olmak şimdi / karışmak dağlardaki sessizliğe / Bir su damlası gibi kendiliğinden / Ulaşmak o yalnızlığa kimsesizliğe (Talip Apaydın: Bahara Doğru)
  • MAYIS: Hangi meyhanenin / hangi köşesinde yalnız / adın söylenir / ben bilirim. / Hangi sesler ulaşan / hangi rüzgar çağıran beni /dönüp dolaşan kapımda / ben bilirim. / Aylardan mayıs / leylekler bir şeye gebe / hangi taşın altında umut / ben bilirim. (Abdullah Rıza Ergüven: Ben Bilirim)
  • HAZİRAN: Her akşam bulutlar / Bilmez
    telaşımı, / Her akşam bulutlar. // Belki de haziran / Bulacak naaşımı, / Belki de haziran. // Bir gün geleceğim / Alıp şu başımı, / Bir gün geleceğim. (Cahit Külebi: Haziran)
  • TEMMUZ: Nereye gitsem karşıma çıkıyor ansızın / O temmuzlar, gözlerine benzeyen bir kızın // O temmuzlardı karanlığı sevdiren bana / Parlarken uzaklarda ışığı bir yıldızın (Ahmet Uysal: O Temmuzlar)
  • AĞUSTOS: Geçti yaz günlerinin güzelliği, / Açık pencereler, damlar, bahçeler... / Her şey ne sıcaktı, her şey ne iyi, / Hatta o karanlık, aysız geceler, // Hani o gezmeler kırda denizde? / Hani o cümbüşler, sazlar temmuzda? / Ağustos mehtabı tam üstümüzde, / Pilajlarda neydi o eğlenceler? (Ahmet Kutsi Tecer: Kış Düşüncesi)
  • EYLÜL: Her şey o kadar dokunaklı ki Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazan / Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem / Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri- / Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı / Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar. (Edip Cansever: Eylülün Sesiyle)
  • EKİM: Başının üzerinde beyaz yüzlü dağlar / Şair, hangi mevsiminde geçtin / kanadı kırık yollarından hasretin, / eylülse hüznün, sevda ile karasevdanın / ekimse yalnızlığın bir de ayrılığın // kokusu günışığının, rengi rüzgarın // Sırların içinde kalan gizli sır / Bir Lokman Hekim bildi seni / bir de Şair, ki aşkından almıştı ecelini (Refik Durbaş: Sır)
  • KASIM: Sen hiç yerle birolmuş kentler gördün mü / Gördüm dediğin de ne? Nerede ne zamandı // Bende benim buruk tarihim gibi durur. // Bil bunu. // Zaman ki nedir / Kasımlarda bir yaprak / Bir çocuğun gidip gelen ağzı Bir gül / İçip yarıda bıraktığın bir bardak su Benim Topağacı'nda tam orda bir gülcüm vardır / Kasımlarda kapalı dükkanlar gibidir yüzü En eski rüzgarlar gibidir // Ben ki uzak bir istasyonda durmuş bir gar saatı gibiyim. / Rüzgarlar üşüşmüş içime, // Bil bunu. (İlhan Berk: Kasımlarda)
  • ARALIK: Duvarları katı sabır taşından Kar altındadır varoşlar, / Hasretim nazlıdır Ankara. / Dumanlı havayı kurt sevsin /Asfalttan yürüsün Aralık, / Sevmem, netameli aydır. / Bir başka ama bilemem / Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat / Kalbim, bu zulümlü sevda, kar altındadır.

qrunqe   22 Haziran 2008 02:12  

Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

qrunqe   22 Haziran 2008 02:11  

kadın mükemmelleştirdi,
ölümünü

bedeni giyinir zaferin gülümsemesini,
bir grek zorunluluğunun yanılsamasını

akar harmanisinin kıvrımlarından,
çıplaklığı

ayakları şöyle der gibiydi;
çok uzaklara geldik, her şey bitti.

her ölü çocuk kıvrıldı kaldı, beyaz bir yılan,
her küçük

süt ibriği, şimdi boş.
geri boşalttı kadın hepsini bedeninin derinlerine

taç yaprakları gibi
kendini kapayan bir gülün

gece çiçeklerinin tatlı, derin soluğuyla
koyulaşırken ve kokularla kanarken bahçe.

ay yukarda öyle gamsız ki,
kadının kemiklerinin örtüsünden gözünü ayırmayan.

o böyle şeylere zaten alışıktı,
sadece karanlıkları ayrışır ve sürüklenir.

qrunqe   22 Haziran 2008 02:09  

ben nicin tutsagim yeryuzunde ben nicin, bilmek isterim?
doganin mi batakligindaydik biz, kişinin mi?
sevda mi umut mu, arkadaş mi anilar mi? nerde...
yurdumuzun goklerinde mi yerin, hey tanri bilmek isterim?

qrunqe   22 Haziran 2008 02:07  

Cennetin olmadığını hayal et
Eğer denersen bu kolay
Altımızda cehennem yok
Üstümüzdeyse sadece gökyüzü var
Hayat et bütün insanların
bu gün için yaşadığını...
Hiç ülke olmadığını hayal et
Bunu yapmak zor değil
Öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok
Ve din de yok
Hayal et bütün insanların
hayatı barış içinde yaşadığını
Mülkiyetin olmadığını hayal et
Yapabilir misin merak ediyorum
Hırsa ve açgözlülüğe gerek yok
İnsanların kardeşliği
Hayat et bütün insanların
Tüm dünyayı paylaştığını
Benim bir hayalci olduğumu söyleyebilirsin
ama tek ben değilim
Umarım bir gün sen de bize katılırsın
Ve dünya yekvücut olarak yaşar

qrunqe   16 Haziran 2008 23:49  

theodorakis

frankie'nin çilleri


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ